Hala Koynumda Resmin

Yorum yok

HALA KOYNUMDA RESMİN

Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın “merhaba” demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin

Ahmet TELLİ

Hoşgeldin Ya Şehri Ramazan

2 Comments

12 Ayın Sultanı kabul edilen mübarek Ramazan ayının sayılı günlerindeyiz. Eminim her müslümanın kendi özel dünyasında bu ayın çok derin anlamları, izleri, çağrışımları vardır. Sanırım 9-10 yaşlarında gittiğim teravih namazlarında yaptığımız yaramazlıklar aklıma geliyor. Sonra ezan sesini bekleyişimiz. Gece kalkılan sahurlar. Sahur vaktinde Abdussametin okuduğu hatimler… Bugün ömrümün 33. basamağında durup baktığımda neden o eski zamanların kokusunu alamıyorum diye üzülüyorum. Ruhum mu kirlendi? Alıştık mı bazı şeylere ? Uzaklaştık mı manevi iklimlerden ?
Gerçekten Allah’ın rahmet hazinelerini bizlere açtığı şu kutsal zamanların hakkını verememek… Oysa böyle olmamalı… Ahseni takvim suretinde yaratılmışlığın sorumluluğunu taşıyamamak… Ne acıdır…

Allah hepimize bu mübarek yağmurdan layıkıyla ıslanmayı nasip etsin. Amin… Hayırlı Ramazanlar..

Kaybetmek

Yorum yok

Sevdiğin birini yitirince bir yanın onunla beraber kaybolur. Terk edilmiş hayaletli bir ev gibi buruk bir yalnızlığa esir olur, eksik kalırsın. İçinde bir sır gibi, giden sevgilinin yokluğunu taşırsın. Öyle bir yara ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin gene de canını yakar. Öyle bir yara ki iyileştiğinde bile kanar. Bir daha gülemeyeceğini, asla hafifleyemeyeceğini sanırsın.

Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü göremeden, yönünü bilemeden, sadece şu anı kurtararak… Gönlünün kandili sönmüş, zifiri gecede kalmışsındır. Ama işte ancak böyle durumlarda, yani iki göz birden karanlıkta kalınca, bir üçüncü göz açılır insanda. Kapanmayan bir göz… Ve ancak o zaman anlarsın ki bu elem sonsuza dek sürmeyecek.

Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler gelecek; bu ayrılığın ardından da ebedi bir vuslat. Yeni kaybettiğin kişiyi manevi gözle bakınca her yerde görmeye başlarsın. Denize düşen katrede, dolunayla hareketlenen med-cezirde, esen her esintide ona rastlarsın. Kuma çizili remilde, güneşte parlayan kristal tanesinde, yeni doğmuş bebeğin tebessümünde, bileğinde atan nabzında onu seyredersin. Her yerde, her şeyde onu görürken nasıl derim ki Şems gitti..?

Sayfa 3 - 201234567891020...Sonraki »