Gecenin içinden…

istanbul

2005 yılının mayıs ayı..

Sisli Bir gece…

Keşke herkes “Düşünüyorum öyleyse varım” diyen Descartes gibi bir yerlerde sevgiye muhtaç birilerinin olduğunu düşünse.. düşünebilseydi.. Oysa zaman milenyumun ilk yıllarıydı. Herkes de karizmatikleşmenin ve kariyer edinmenin mücadelesi vardı duygulardan ziyade akıl ön planda idi. Mutluluk cüzdanımızdaki kredi kartlarının içinde saklıydı.

Dostluk, Sevgi ve Aşk ? Bunlar imaj devrinin deodarant kokan bayat simitleri idi. Veya kırık cam parçaları gibi değersiz ve tehlikeli nostaljik rüyalar. İnsanlar ömürlerine düşen zaman dilimlerinde yapay tatlandırılıcılı amaçlar peşinde koşarlar ve sonunda son noktaya varamadan kaparlardı gözlerini benzini biten bir otomobil edasıyla…

Devir reklam devriydi be aaabiiii. !  Eskilerin always love sözü şimdilerde always coca-cola olmuş ve midelerdeki yerini almıştı.

Her şeyde kolaylığa kaçılır olmuştu ve bu insanları tembelleştirmişti.

Sevgiliye hitaben yazılan duygulu içten mektupların ve bir demet kırmızı gülün yerini artık alıntılarla zenginleştirilmiş (şekil A) vitamin katkılı e-mailler ve asla koku vermeyecek çiçekli e-kartlar almıştı.

… Ve hayat gittikçe sera domatesi kıvamında sanallaşmıştı.

… Cesarette kalmamıştı. Çünkü insanlar yazgılarından kaçar olmuşlardı. Damarlarımızdaki asil kan ise nikotinli dumanların sisli havası içinde kurşuni renkte akan bir ırmağa dönüşmüştü.

Yazacak çok şeyde kalmamıştı aslında. O güzel insanlar o güzel atlarına binip gitmişlerdi. Gönüller ise çoktan parsellenmişti 1-2 porsiyon hamburger ve kola karşılığında.

Ve bütün bu küresel ısınmalar içinde kendi öz sıcaklığını yitirmemenin mücadelesini veren ve gerçek sevgiyi arayan ütopik bir genç , sağ elinin parmaklarında tuttuğu lacivert renkli kurşun kalemini, diğer bir ifade ile Star Wars tan sipariş ettiği ışın kılıcının 40 wattlık parıltısında buluyordu özlemlerini geçmişini ve kendini….

… Ve sen bir boşluk nakşı olarak baş ucumda duran sürekli gece…

… Ve ben yıkılmış duvarların altında bir gece yatısı sana bir masal…

Benzer yazı bulunmuyor.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum için soruyu cevaplayiniz: