Çukurova’da Erguvan Rengi Zamanlar

köy

dinle neyden kim hikayet etmede
ayrılıklardan şikayet etmede…

25 Nisan Pazar ikindi saatleri. Çiftlikhat Köyü..
Köye dedemleri ziyarete geldik. Şu an evin damındayım.Yukarıdan köy fena görünmüyor. Güneş yakıcı etkisini kaybetmiş, yavaş yavaş tası-tarağı toplayıp gitme telaşında. Yüzümü okşayan ılık bir rüzgar. Kuş cıvıltıları. Ve yemyeşil bir tabiat. Hemen köyün yakınından geçen otobanı izliyorum. Adana-İskenderun otobanı. Arabalar, otobüsler, tırlar vızır vızır gelip geçiyorlar. Aklıma senin de memleketine gidip gelirken bu yolu kullandığın geliyor. Kimbilir belki de şu geçen otobüsün içindesin. Yolun açık olsun… Yollar gel-gitlerin karasal izdüşümü gibi. Derinliğin kaçınılmaz çizgisi. Şimdi farkettimde, köydeki gayet sakin, dingin bir hayatın yanında, bu koşturmaca ilginç bir tezat oluşturuyor. Yollar… Gidecek bir yerleri olanların mekanı. Bense yolunu kaybetmiş bir yolcuyum. Durmuşum bir noktada; izliyorum geçip giden alemi. Tom Hanks’in “Cast Away” filminin sonunda dört yöne bakan yolun ortasındaki kararsızlığı gibi. Öylece bekliyorum. Neyi beklediğimi bilmeden. Kalbim hala senin için çarparken nasıl? nasıl olacak unutmak seni ? Bilemiyorum. Rüzgarın şarkısını dinlemeye başlıyorum. Esiyor dört bi yandan içime. Ona kapılıp sürükleniyorum kendi derinliğime.

Gün bitti ağaçta neşe söndü.
Dallar ateş oldu. Kuş da yakut
yaprakla kuşun parıltısından
Havzın suyu erguvana döndü… (Ahmet Haşim)

Benzer yazı bulunmuyor.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum için soruyu cevaplayiniz: